Durup dusunmeye neden vaktimiz olmaz? Sanki her yaptigimiz yanimiza kar kalirmis gibi sonunu dusunmeden yasariz hep. Biz ki hergun dunyalari kurtarir elimizden gelenin en iyisini yapar kendimizi yer bitiririz her yerde iste evde yolda markette en iyisi en yenisi en ucuzu en mantiklisi olsun deriz. Ama is ikili iliskilere gelince kendimiz disinda hickimseyi dusunmeyiz. Sonra uzuluruz aglariz gidenin ardindan. Peki niye zamaninda ikimiz olamazken kaybederken "biz"e aglariz? Dostumuz sevgilimiz en yakinlarimiza en bencili oynayip yalniz kaldigimizda onlari en kotu ilan ederiz? Onlar degil midir en buyuk sirlarimizi bilen dusunce kaldiran kaprislerimizi ceken annemizden babamizdan yakin olan? Daha ne isteriz hayattan neyi paylasamayiz "su uc gunluk dunya"da? Bugun variz beraberiz mutluyuz en yakiniz birtaneyiz yarin neyiz? En uzagiz hayal kirikligiyiz yalniziz; gururluyuz ama hala. Onu hep yanimizda tasiriz dik olmamiz gerekirken sirtimizda agir bir yuk olmus kafayi kaldirmak bile imkansiz. Herkesten herseyden vazgecerim ben bana yeterim derken sadece kendimizi kandirip mutluluk oyunu mu oynariz? Her iste bir hayir vardir bugun olmasa yarin olacakti derken kaybettiklerimiz bir daha geri gelmediginde gelen gideni arattiginda hatta yagmurdan kacarken doluya tutuldugumuzda durup dusunur muyuz "biz gulleri neden sevemeyiz dikenleriyle" ?
Apologizing does not always mean that you are wrong and the other person is right. It just means that you value your relationship more than your ego.
A Midsummer Night's Dream
Bütün uyuyanlar uykularından uyanır. Fakat Bottom onlardan daha sonra uyanır...
29 Ocak 2011 Cumartesi
7 Aralık 2010 Salı
The world will change when the youth listens to Immortal Technique.
Genclik neler dinliyor size birkac favori lutfen dinleyin.
MGMT'i tek geciyorum "Time To Pretend"
http://www.youtube.com/watch?v=canpQNO6Wgs
Say Hello - Rosie Thomas cok romantik. I really don't know :(
http://www.youtube.com/watch?v=tJW_H8CYa0Q
Death Cab For Cutie - The Ice Is Getting Thinner Bu yasta bu guzel sozleri nasil yazarsin anlayamiyorum. We're not the same, dear ve There's nowhere we can go beni bitirdi sahsen.
http://www.youtube.com/watch?v=Y_7avY5NpZ4
We're not the same, dear
As we used to be
The seasons have changed
And so have we
And there was little we could say
And even less that we could do
To stop the ice from getting thinner
Under me and you
We buried our love
In a wintery grave
A lump in the snow
Was all that remained
Though we stayed by its side
As the days turned to weeks
And the ice kept getting thinner
With ever word that we'd speak
And when the spring arrived
We were taken by surprise
When the flows under our feet
Bled into the sea
And nothing was left
For you and me
We're not the same, dear
And it seems to me
There's nowhere we can go
With nothing underneath
And it saddens me to say
What we both knew was true
That the ice was getting thinner
Under me and you
The ice was getting thinner
Under me and you
Hareketleninnn Finger Eleven ve Paralyzer
http://www.youtube.com/watch?v=9X1WnSUgmhg
The Ting Tings kapa ceneni diyor Shut Up And Let Me Go
http://www.youtube.com/watch?v=dp8k_bV6VNs
The Kills - U R A Fever
http://www.youtube.com/watch?v=w3fZP7QC4PE
Crystal Castles Vs. Health - Crimewave---New York'ta heryerdeeee
http://www.youtube.com/watch?v=xmo7UWbDWWE
Zaman makinasi neye donustugumuzu soruyor.
Time Machine-Something We're Becoming
http://www.youtube.com/watch?v=WY5m6-m2Pr4
Herkesin bir sırrı var.
One Republic-Secrets
http://www.youtube.com/watch?v=QQAZLRBhdGw
She's On the Move-- Far East
http://www.youtube.com/watch?v=cybAhBvnAO4
Simdilik bu kadar...
XOXO
Gossip girl
MGMT'i tek geciyorum "Time To Pretend"
http://www.youtube.com/watch?v=canpQNO6Wgs
Say Hello - Rosie Thomas cok romantik. I really don't know :(
http://www.youtube.com/watch?v=tJW_H8CYa0Q
Death Cab For Cutie - The Ice Is Getting Thinner Bu yasta bu guzel sozleri nasil yazarsin anlayamiyorum. We're not the same, dear ve There's nowhere we can go beni bitirdi sahsen.
http://www.youtube.com/watch?v=Y_7avY5NpZ4
We're not the same, dear
As we used to be
The seasons have changed
And so have we
And there was little we could say
And even less that we could do
To stop the ice from getting thinner
Under me and you
We buried our love
In a wintery grave
A lump in the snow
Was all that remained
Though we stayed by its side
As the days turned to weeks
And the ice kept getting thinner
With ever word that we'd speak
And when the spring arrived
We were taken by surprise
When the flows under our feet
Bled into the sea
And nothing was left
For you and me
We're not the same, dear
And it seems to me
There's nowhere we can go
With nothing underneath
And it saddens me to say
What we both knew was true
That the ice was getting thinner
Under me and you
The ice was getting thinner
Under me and you
Hareketleninnn Finger Eleven ve Paralyzer
http://www.youtube.com/watch?v=9X1WnSUgmhg
The Ting Tings kapa ceneni diyor Shut Up And Let Me Go
http://www.youtube.com/watch?v=dp8k_bV6VNs
The Kills - U R A Fever
http://www.youtube.com/watch?v=w3fZP7QC4PE
Crystal Castles Vs. Health - Crimewave---New York'ta heryerdeeee
http://www.youtube.com/watch?v=xmo7UWbDWWE
Zaman makinasi neye donustugumuzu soruyor.
Time Machine-Something We're Becoming
http://www.youtube.com/watch?v=WY5m6-m2Pr4
Herkesin bir sırrı var.
One Republic-Secrets
http://www.youtube.com/watch?v=QQAZLRBhdGw
She's On the Move-- Far East
http://www.youtube.com/watch?v=cybAhBvnAO4
Simdilik bu kadar...
XOXO
Gossip girl
6 Aralık 2010 Pazartesi
How long a time lies in one little word.
Insan kacinda olursa olsun hayattan hep birseyler ogreniyor,iyi ya da kotu. En onemlileri de en yakinlarindan ogrendikleri oluyor. Aileden,arkadaslardan,sevgiliden. En yakinlar en uzak oluyor bir anda.Ya da uzaklar yakin.Ummadigindan en buyuk iyiligi, guvendiginden en buyuk hayal kirikligini. 3 gunluk dunya,niye boyle olmali diyor insan.
Hep bir kosusturma, kalabaliklarda yalniz olma, hayatin anlamini anlamaya calismakla geciyor zaman. Ya da anlamaya calismadan herseyi akisina birakarak. Akisina birakmak zor oluyor tabii. Basta cok caba sarfetsen de, hersey senin istedigin gibi yasanmiyor. Cok istiyorsun, dunyada birtek sen yasiyormuscasina hayatin hepsini ama hepsini, kursun kalemle yazdiklarinin ustunden tukenmezle gecmeye calisiyorsun. Halbuki kursun kalsa, silebilirsin de, ama artik cok gec oluyor hersey icin. Biri cikiyor sil diyor,ya da biri gidiyor sil diyor, ya da sen birini gonderiyorsun silmek istiyorsun, ya da insanlar sehirler degisiyor istesende silemiyorsun.
Aslinda tek yapilmasi gereken kimseyi tukenmezle yazmamak hayata. Degisimi kabullenmeyi ogrenmek, bugun biz, yarin ben diyebilmek. Klise ama kacani kovalamamak, gidene canin sagolsun demek, yeri gelince gulup gecmek, aynaya bakip kendini hatirlamak, herseyde bir hayir vardir demek, sadece kendin icin yasamak. Evet sadece kendin icin yasamak. Yanlisimiz bu olsa gerek.
Hep bir kosusturma, kalabaliklarda yalniz olma, hayatin anlamini anlamaya calismakla geciyor zaman. Ya da anlamaya calismadan herseyi akisina birakarak. Akisina birakmak zor oluyor tabii. Basta cok caba sarfetsen de, hersey senin istedigin gibi yasanmiyor. Cok istiyorsun, dunyada birtek sen yasiyormuscasina hayatin hepsini ama hepsini, kursun kalemle yazdiklarinin ustunden tukenmezle gecmeye calisiyorsun. Halbuki kursun kalsa, silebilirsin de, ama artik cok gec oluyor hersey icin. Biri cikiyor sil diyor,ya da biri gidiyor sil diyor, ya da sen birini gonderiyorsun silmek istiyorsun, ya da insanlar sehirler degisiyor istesende silemiyorsun.
Aslinda tek yapilmasi gereken kimseyi tukenmezle yazmamak hayata. Degisimi kabullenmeyi ogrenmek, bugun biz, yarin ben diyebilmek. Klise ama kacani kovalamamak, gidene canin sagolsun demek, yeri gelince gulup gecmek, aynaya bakip kendini hatirlamak, herseyde bir hayir vardir demek, sadece kendin icin yasamak. Evet sadece kendin icin yasamak. Yanlisimiz bu olsa gerek.
25 Kasım 2010 Perşembe
Bir hikaye
Bugun aldigim bir haber beni gercekten cok sasirtti.Uzun zamandir konusmadigim bir arkadasim bana cok sasirdigim ve hatta inanamadigim bir olay anlatti.Evlenmis ama sadece unutmak icin.Eski sevgilisini unutmak. Tanistigi kisiyle 3 ay ciktiktan sonra evlenme teklifini kabul etmis ve hazirliklara baslamislar. Dugun gunu sevgilisinin daha tanimadigi bircok akrabasiyla tanismis, teyzeler,amcalar,uzaklar,yakinlar. 'Seni en sevdigim kuzenimle tanistirayim' dediginde sevgilisine gulumsemis ve eski sevgilisiyle tanismis. Hic birsey olmamis gibi, yeni akrabasinin belki de kac kez 'Seni seviyorum' diyerek baktigi gozlerine 'Tanistigima memnun oldum' demis.
Yani hayat tesadufler ve surprizlerle dolu,iyi ya da kotu. Kadere inanmakta fayda var,ne de olsa kacamayacaginiz tek sey o dunyada.
“A person often meets his destiny on the road he took to avoid it.” Jean de La Fontaine
Yani hayat tesadufler ve surprizlerle dolu,iyi ya da kotu. Kadere inanmakta fayda var,ne de olsa kacamayacaginiz tek sey o dunyada.
“A person often meets his destiny on the road he took to avoid it.” Jean de La Fontaine
13 Kasım 2010 Cumartesi
Tonight we drink to youth ...
Imagine running in a race that you didn't know where the finish line was.You'd be running without knowing how long you have to run. It wouldn't be easy.This is how we live our lives.
Do you feel you are sentenced to this life?
Is there a point to life? If “yes”, what could it possibly be? Is life a good thing to experience or a horrible thing to endure? In the past I thought I had the answer to what the point of life is… I decided in August 1998 that there really was a good point to life cos I felt in love with you from the first time.So what? What now?
Are we fighting a losing battle? Is life unfair? Or am I the only one feeling this way?
Sometimes we try,even try harder. What do we have left?
Do all good things must come to an end? Does absence makes the heart grow fonder?
We'll see...
Do all roads lead to Rome or bad news travels fast?
No idea but I know that I know nothing :)
Better late than never.
Do you feel you are sentenced to this life?
Is there a point to life? If “yes”, what could it possibly be? Is life a good thing to experience or a horrible thing to endure? In the past I thought I had the answer to what the point of life is… I decided in August 1998 that there really was a good point to life cos I felt in love with you from the first time.So what? What now?
Are we fighting a losing battle? Is life unfair? Or am I the only one feeling this way?
Sometimes we try,even try harder. What do we have left?
Do all good things must come to an end? Does absence makes the heart grow fonder?
We'll see...
Do all roads lead to Rome or bad news travels fast?
No idea but I know that I know nothing :)
Better late than never.
7 Kasım 2010 Pazar
Bir film,bir baslangic,coming soon
Cuma aksami gittigim NY'ta Bes Minare'yi begendim. Cogu Amerikan filminde gormeye alistigimiz Amerikan propagandasinda oldugu gibi ( Amerikalilar her seyin en harikasini yapar, Amerikalilar en iyisini hakeder ...) Mahsun'un ustune basa basa mesaj vermesi beni sahsen hic rahatsiz etmedi.
Senaryonun yetersiz olusu ve Mustafa'nin oyunculugu (Bu role neden ve hangi basarili oyunculugu referans alinarak secildigi ayri bir tartisma konusu sanirim) disinda, Hollywood standartlarinda aksiyon sahneleri ve basarili goruntu yonetmeni sayesinde Turk Sinemasi acisindan bircok ilki barindiran bir Mahsun Kirmizigul filmi. (siddetle tavsiye ediyorum lutfen filmin “Orjinal seslendirmeli” versiyonunu izleyiniz, dublaj facia)
Olay sudur diyorum; bu filmlerin eksik taraflarina her dokunan, bunu filmlerin Mahsun Kirmizigul tarafindan yapilmis olmasina baglayip kolaya kaciyor. Fazla mesaj vermis, devamli bir mesaj kargasasi,mesaj kaygisi...vs.
Nedir sizi rahatsiz eden mesaj veya mesaj vermek bu kadar kotu mu? Gencligimizi heba ettigimiz Amerikan filmlerindeki propagandalardan gina mi geldi de kendi sinemamizi bu kadar agir elestirebiliyoruz?
Zamaninda ayakta alkisladigimiz Rocky'yi halen oturup severek izliyoruz. Boynundan hicbir zaman eksik olmayan haci veya sirtindan dusmeyen Amerikan bayragi ile “Amerika fırsatlar ulkesidir.” , “Amerikali olmaktan gurur duyuyorum!” mesajlarindan hic rahatsiz olmayan sevgili arkadasima sormak istiyorum, yanlis hatirlamiyorsam The Patriot basarili buldugun bir filmdi!!! Bunun gibi Independence Day, Pearl Harbour vs. bircogunda gerceklesen mesaj alip verme, bu Turk filmi icin fazla bulundu. Garip karsiliyorum.
Bir baslangic olarak kastettigim Bistro 33'te yedigim antipasti (ya da antipasto) ; Karidesli bruschetta. Klasik bilinen bruschettanin yaninda adeta bir entrée :) Gidince mutlaka deneyin, mukemmel.
Son olarak, 3 Aralik'ta gosterime girecek (Turkiye tarihi belli degil) Black Swan'dan bahsedip gidiyorum. Natalie Portman (balerin) ve Vincent Cassel, muthis bir gerilimde bulusmus gorunuyor. Forumlarda okudugum kadariyla , sonu buyuk surprizle bitecek bir film daha geliyor.
Tabii birde The Tourist var ; Johnny & Angelina.
Hadi bakalim bekleyelim gorelim.
Senaryonun yetersiz olusu ve Mustafa'nin oyunculugu (Bu role neden ve hangi basarili oyunculugu referans alinarak secildigi ayri bir tartisma konusu sanirim) disinda, Hollywood standartlarinda aksiyon sahneleri ve basarili goruntu yonetmeni sayesinde Turk Sinemasi acisindan bircok ilki barindiran bir Mahsun Kirmizigul filmi. (siddetle tavsiye ediyorum lutfen filmin “Orjinal seslendirmeli” versiyonunu izleyiniz, dublaj facia)
Olay sudur diyorum; bu filmlerin eksik taraflarina her dokunan, bunu filmlerin Mahsun Kirmizigul tarafindan yapilmis olmasina baglayip kolaya kaciyor. Fazla mesaj vermis, devamli bir mesaj kargasasi,mesaj kaygisi...vs.
Nedir sizi rahatsiz eden mesaj veya mesaj vermek bu kadar kotu mu? Gencligimizi heba ettigimiz Amerikan filmlerindeki propagandalardan gina mi geldi de kendi sinemamizi bu kadar agir elestirebiliyoruz?
Zamaninda ayakta alkisladigimiz Rocky'yi halen oturup severek izliyoruz. Boynundan hicbir zaman eksik olmayan haci veya sirtindan dusmeyen Amerikan bayragi ile “Amerika fırsatlar ulkesidir.” , “Amerikali olmaktan gurur duyuyorum!” mesajlarindan hic rahatsiz olmayan sevgili arkadasima sormak istiyorum, yanlis hatirlamiyorsam The Patriot basarili buldugun bir filmdi!!! Bunun gibi Independence Day, Pearl Harbour vs. bircogunda gerceklesen mesaj alip verme, bu Turk filmi icin fazla bulundu. Garip karsiliyorum.
Bir baslangic olarak kastettigim Bistro 33'te yedigim antipasti (ya da antipasto) ; Karidesli bruschetta. Klasik bilinen bruschettanin yaninda adeta bir entrée :) Gidince mutlaka deneyin, mukemmel.
Son olarak, 3 Aralik'ta gosterime girecek (Turkiye tarihi belli degil) Black Swan'dan bahsedip gidiyorum. Natalie Portman (balerin) ve Vincent Cassel, muthis bir gerilimde bulusmus gorunuyor. Forumlarda okudugum kadariyla , sonu buyuk surprizle bitecek bir film daha geliyor.
Tabii birde The Tourist var ; Johnny & Angelina.
Hadi bakalim bekleyelim gorelim.
1 Kasım 2010 Pazartesi
Gitmek, mecbur kalmaktir bazen.
Hayatin getirdiklerine baktigimizda bazen sasiririz. Kendimiz icin bekledigimiz, hayal ettigimiz bu hayat degildir. Kucukken dusledigimiz, hayalini kurdugumuz hayatin yakinindan gecmiyordur zaman. Zaman akip gitmistir, saclar beyaz, kafada dusunceler, belki birseylere sahip olmusuzdur istedigimiz ama is isten gecmistir, yorulmusuzdur artik. Elimizdekiyle mutlu muyuz degil miyiz bilemeyiz. Hayat oyle yormustur ki bizi bir bakariz mutlu olmaya vakit kalmamis, gemileri yakmisizdir.
Savasiriz, kimisinden galip geliriz, bir sonrakinde buyuk zayiat veririz onceki zaferlerimizi hatirlamayiz bile. Israrla silmeye calistigimiz gitgide lekeye donusur gecmisimizde. En buyuk dusmanimiz kendimiz olmusuzdur. Eskiden sucladigimiz hersey ve herkes gitmistir coktan, icimizdeki ofke kendimizedir aslinda. Kendimize yasattigimiz cehennemdir bizim eserimiz, ne buyuk celiskidir ki kendimizi hic sevmedigimizi goruruz baskasinin bizi cok sevmesini beklerken. Bir esyaya sahip olmak kadar basit sandigimiz bir hayata sahip olmak, o kisiyi yasamak isteriz.
Kendi senaryomuzu yazar, oyunculari secer, perdeyi acariz. Yonetmen kendimiz, basrolu tek bir kisiye veririz, bazen de oyunumuz tek kisiliktir sadece. Hayatin cok basindayizdir daha, isteklerimiz, hirslarimiz vardir, cok sey bildigimizi zannederiz, ama bilmedigimiz yukumuzun ne kadar agir oldugudur. Pesinden kostugumuz aslinda hayallerimiz degildir, zaman gecmeden anlamayiz, anlayamayiz. Zaman herseyin ilaci degil midir aslinda , herseyimizi alip goturen midir yoksa, herseyi oluruna birakan insanlarin klise lafi midir?
Geri gelmeyen zamanin ardindan baktigimizda onemli olan istedigimizi almak degil, aldiktan sonra hala onu isteyip istemedigimiz midir?
Zaman sadece gelir, gecer. Onceleri bir parcasi oldugumuz ama sona dogru karsimiza dikilen buyuk resmi goruruz, hayatimizi ,bu resmin icinde ne kadar da kucuk oldugumuzu. Basimiz ondedir, ama suclu oldugumuzdan degil, yillarin yukundendir. Dimdik basladigimiz hayat dersini vermisizdir artik.
Mevsimler,takvimler degismistir ardarda, koskoca bir hayat bitmistir. There's just too much that time cannot erase diyebiliriz sarkida oldugu gibi ya da ''Olmaz ilac sine-i sad pareme, care bulunmaz bilirim yareme'' Namik Kemal'in dedigi gibi. Uykudan uyandiran sessizlikler vardir , vakit o vakittir artik. Yillarca ilk dugmesinden yanlis iliklemeye basladigimiz gomlegi cikarma vaktidir belki de. Hayatimiza girenleri dusunmeyi birakip, kimlerin gitmesi gerektigine karar verme vakti.
Baskalarinin yolunda yurumekten, hayatta hic ayak izi birakmadigimizi gormek uzer bizi. Hareket etmedigimiz icin zincirlerimizi farkedemedigimizdir uzuldugumuz. Hayati ileriye bakarak yasar, ancak geriye baktigimizda anlariz aslinda. Hayatta geri cekilmeyi bilmek, ne kadar zor olsa da , mecburen gitmek gerekir. Sifirdan baslamayi goze alamam derken , daha da batmamak gerekir derinlere. Gidebilmek icin yeterince kalan olmak lazım once.
Buyuk insanlarin buyuk acilar cekenler oldugunu da unutmamak gerekir derim.Ruyalari gerceklestirmenin en iyi yolu uyanmaktir zamani gelince. Gitmek oyle birden ,oyle gorkemli degil ama, sana yakistigi gibi, sessizce,usul usul.
Susmak kabullenmek degil, cevaptir anlayabilene.. Eger kisa cumleler kuruyorsa insan, uzun yorgunluklari vardır sadece. - Dylan
Asıl gitmek, gitme vakti geldiginde gitmeyi bilmektir, pisman olmadan, gonul rahatligiyla.
Savasiriz, kimisinden galip geliriz, bir sonrakinde buyuk zayiat veririz onceki zaferlerimizi hatirlamayiz bile. Israrla silmeye calistigimiz gitgide lekeye donusur gecmisimizde. En buyuk dusmanimiz kendimiz olmusuzdur. Eskiden sucladigimiz hersey ve herkes gitmistir coktan, icimizdeki ofke kendimizedir aslinda. Kendimize yasattigimiz cehennemdir bizim eserimiz, ne buyuk celiskidir ki kendimizi hic sevmedigimizi goruruz baskasinin bizi cok sevmesini beklerken. Bir esyaya sahip olmak kadar basit sandigimiz bir hayata sahip olmak, o kisiyi yasamak isteriz.
Kendi senaryomuzu yazar, oyunculari secer, perdeyi acariz. Yonetmen kendimiz, basrolu tek bir kisiye veririz, bazen de oyunumuz tek kisiliktir sadece. Hayatin cok basindayizdir daha, isteklerimiz, hirslarimiz vardir, cok sey bildigimizi zannederiz, ama bilmedigimiz yukumuzun ne kadar agir oldugudur. Pesinden kostugumuz aslinda hayallerimiz degildir, zaman gecmeden anlamayiz, anlayamayiz. Zaman herseyin ilaci degil midir aslinda , herseyimizi alip goturen midir yoksa, herseyi oluruna birakan insanlarin klise lafi midir?
Geri gelmeyen zamanin ardindan baktigimizda onemli olan istedigimizi almak degil, aldiktan sonra hala onu isteyip istemedigimiz midir?
Zaman sadece gelir, gecer. Onceleri bir parcasi oldugumuz ama sona dogru karsimiza dikilen buyuk resmi goruruz, hayatimizi ,bu resmin icinde ne kadar da kucuk oldugumuzu. Basimiz ondedir, ama suclu oldugumuzdan degil, yillarin yukundendir. Dimdik basladigimiz hayat dersini vermisizdir artik.
Mevsimler,takvimler degismistir ardarda, koskoca bir hayat bitmistir. There's just too much that time cannot erase diyebiliriz sarkida oldugu gibi ya da ''Olmaz ilac sine-i sad pareme, care bulunmaz bilirim yareme'' Namik Kemal'in dedigi gibi. Uykudan uyandiran sessizlikler vardir , vakit o vakittir artik. Yillarca ilk dugmesinden yanlis iliklemeye basladigimiz gomlegi cikarma vaktidir belki de. Hayatimiza girenleri dusunmeyi birakip, kimlerin gitmesi gerektigine karar verme vakti.
Baskalarinin yolunda yurumekten, hayatta hic ayak izi birakmadigimizi gormek uzer bizi. Hareket etmedigimiz icin zincirlerimizi farkedemedigimizdir uzuldugumuz. Hayati ileriye bakarak yasar, ancak geriye baktigimizda anlariz aslinda. Hayatta geri cekilmeyi bilmek, ne kadar zor olsa da , mecburen gitmek gerekir. Sifirdan baslamayi goze alamam derken , daha da batmamak gerekir derinlere. Gidebilmek icin yeterince kalan olmak lazım once.
Buyuk insanlarin buyuk acilar cekenler oldugunu da unutmamak gerekir derim.Ruyalari gerceklestirmenin en iyi yolu uyanmaktir zamani gelince. Gitmek oyle birden ,oyle gorkemli degil ama, sana yakistigi gibi, sessizce,usul usul.
Susmak kabullenmek degil, cevaptir anlayabilene.. Eger kisa cumleler kuruyorsa insan, uzun yorgunluklari vardır sadece. - Dylan
Asıl gitmek, gitme vakti geldiginde gitmeyi bilmektir, pisman olmadan, gonul rahatligiyla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)