7 Aralık 2010 Salı

The world will change when the youth listens to Immortal Technique.

Genclik neler dinliyor size birkac favori lutfen dinleyin.

MGMT'i tek geciyorum "Time To Pretend"
http://www.youtube.com/watch?v=canpQNO6Wgs

Say Hello - Rosie Thomas cok romantik. I really don't know :(
http://www.youtube.com/watch?v=tJW_H8CYa0Q

Death Cab For Cutie - The Ice Is Getting Thinner Bu yasta bu guzel sozleri nasil yazarsin anlayamiyorum. We're not the same, dear ve There's nowhere we can go beni bitirdi sahsen.
http://www.youtube.com/watch?v=Y_7avY5NpZ4

We're not the same, dear
As we used to be
The seasons have changed
And so have we
And there was little we could say
And even less that we could do
To stop the ice from getting thinner
Under me and you

We buried our love
In a wintery grave
A lump in the snow
Was all that remained
Though we stayed by its side
As the days turned to weeks
And the ice kept getting thinner
With ever word that we'd speak

And when the spring arrived
We were taken by surprise
When the flows under our feet
Bled into the sea
And nothing was left
For you and me

We're not the same, dear
And it seems to me
There's nowhere we can go
With nothing underneath
And it saddens me to say
What we both knew was true
That the ice was getting thinner
Under me and you

The ice was getting thinner
Under me and you


Hareketleninnn  Finger Eleven ve Paralyzer
http://www.youtube.com/watch?v=9X1WnSUgmhg

The Ting Tings kapa ceneni diyor  Shut Up And Let Me Go
http://www.youtube.com/watch?v=dp8k_bV6VNs

The Kills - U R A Fever
http://www.youtube.com/watch?v=w3fZP7QC4PE

Crystal Castles Vs. Health - Crimewave---New York'ta heryerdeeee
http://www.youtube.com/watch?v=xmo7UWbDWWE

Zaman makinasi neye donustugumuzu soruyor.
Time Machine-Something We're Becoming
http://www.youtube.com/watch?v=WY5m6-m2Pr4

Herkesin bir sırrı var.
One Republic-Secrets
http://www.youtube.com/watch?v=QQAZLRBhdGw

She's On the Move-- Far East
http://www.youtube.com/watch?v=cybAhBvnAO4

Simdilik bu kadar...
XOXO
Gossip girl

6 Aralık 2010 Pazartesi

How long a time lies in one little word.

Insan kacinda olursa olsun hayattan hep birseyler ogreniyor,iyi ya da kotu. En onemlileri de en yakinlarindan ogrendikleri oluyor. Aileden,arkadaslardan,sevgiliden. En yakinlar en uzak oluyor bir anda.Ya da uzaklar yakin.Ummadigindan en buyuk iyiligi, guvendiginden en buyuk hayal kirikligini. 3 gunluk dunya,niye boyle olmali diyor insan.
Hep bir kosusturma, kalabaliklarda yalniz olma, hayatin anlamini anlamaya calismakla geciyor zaman. Ya da anlamaya calismadan herseyi akisina birakarak. Akisina birakmak zor oluyor tabii. Basta cok caba sarfetsen de, hersey senin istedigin gibi yasanmiyor. Cok istiyorsun, dunyada birtek sen yasiyormuscasina hayatin hepsini ama hepsini, kursun kalemle yazdiklarinin ustunden tukenmezle gecmeye calisiyorsun. Halbuki kursun kalsa, silebilirsin de, ama artik cok gec oluyor hersey icin. Biri cikiyor sil diyor,ya da biri gidiyor sil diyor, ya da sen birini gonderiyorsun silmek istiyorsun, ya da insanlar sehirler degisiyor istesende silemiyorsun.
Aslinda tek yapilmasi gereken kimseyi tukenmezle yazmamak hayata. Degisimi kabullenmeyi ogrenmek, bugun biz, yarin ben diyebilmek. Klise ama kacani kovalamamak, gidene canin sagolsun demek, yeri gelince gulup gecmek, aynaya bakip kendini hatirlamak, herseyde bir hayir vardir demek, sadece kendin icin yasamak. Evet sadece kendin icin yasamak. Yanlisimiz bu olsa gerek.

25 Kasım 2010 Perşembe

Bir hikaye

Bugun aldigim bir haber beni gercekten cok sasirtti.Uzun zamandir konusmadigim bir arkadasim bana cok sasirdigim ve hatta inanamadigim bir olay anlatti.Evlenmis ama sadece unutmak icin.Eski sevgilisini unutmak. Tanistigi kisiyle 3 ay ciktiktan sonra evlenme teklifini kabul etmis ve hazirliklara baslamislar. Dugun gunu sevgilisinin daha tanimadigi bircok akrabasiyla tanismis, teyzeler,amcalar,uzaklar,yakinlar. 'Seni en sevdigim kuzenimle tanistirayim' dediginde sevgilisine gulumsemis ve eski sevgilisiyle tanismis. Hic birsey olmamis gibi, yeni akrabasinin belki de kac kez 'Seni seviyorum' diyerek baktigi gozlerine 'Tanistigima memnun oldum' demis.
Yani hayat tesadufler ve surprizlerle dolu,iyi ya da kotu. Kadere inanmakta fayda var,ne de olsa kacamayacaginiz tek sey o dunyada.
“A person often meets his destiny on the road he took to avoid it.” Jean de La Fontaine

13 Kasım 2010 Cumartesi

Tonight we drink to youth ...

Imagine running in a race that you didn't know where the finish line was.You'd be running without knowing how long you have to run. It wouldn't be easy.This is how we live our lives.

Do you feel you are sentenced to this life?

Is there a point to life? If “yes”, what could it possibly be? Is life a good thing to experience or a horrible thing to endure? In the past I thought I had the answer to what the point of life is… I decided in August 1998 that there really was a good point to life cos I felt in love with you from the first time.So what? What now?

Are we fighting a losing battle? Is life unfair? Or am I the only one feeling this way?

Sometimes we try,even try harder. What do we have left?

Do all good things must come to an end? Does absence makes the heart grow fonder?
We'll see...

Do all roads lead to Rome or bad news travels fast?

No idea but I know that I know nothing :)

Better late than never.

7 Kasım 2010 Pazar

Bir film,bir baslangic,coming soon

Cuma aksami gittigim NY'ta Bes Minare'yi begendim. Cogu Amerikan filminde gormeye alistigimiz Amerikan propagandasinda oldugu gibi ( Amerikalilar her seyin en harikasini yapar, Amerikalilar en iyisini hakeder ...) Mahsun'un ustune basa basa mesaj vermesi beni sahsen hic rahatsiz etmedi.


Senaryonun yetersiz olusu ve Mustafa'nin oyunculugu (Bu role neden ve hangi basarili oyunculugu referans alinarak secildigi ayri bir tartisma konusu sanirim) disinda, Hollywood standartlarinda aksiyon sahneleri ve basarili goruntu yonetmeni sayesinde Turk Sinemasi acisindan bircok ilki barindiran bir Mahsun Kirmizigul filmi. (siddetle tavsiye ediyorum lutfen filmin “Orjinal seslendirmeli” versiyonunu izleyiniz, dublaj facia) 


Olay sudur diyorum; bu filmlerin eksik taraflarina her dokunan, bunu filmlerin Mahsun Kirmizigul tarafindan yapilmis olmasina baglayip kolaya kaciyor. Fazla mesaj vermis, devamli bir mesaj kargasasi,mesaj kaygisi...vs.


Nedir sizi rahatsiz eden mesaj veya mesaj vermek bu kadar kotu mu? Gencligimizi heba ettigimiz Amerikan filmlerindeki propagandalardan gina mi geldi de kendi sinemamizi bu kadar agir elestirebiliyoruz?


Zamaninda ayakta alkisladigimiz Rocky'yi halen oturup severek izliyoruz. Boynundan hicbir zaman eksik olmayan haci veya sirtindan dusmeyen Amerikan bayragi ile “Amerika fırsatlar ulkesidir.”  , “Amerikali olmaktan gurur duyuyorum!”  mesajlarindan hic rahatsiz olmayan sevgili arkadasima sormak istiyorum, yanlis hatirlamiyorsam The Patriot basarili buldugun bir filmdi!!!  Bunun gibi Independence Day, Pearl Harbour vs. bircogunda gerceklesen mesaj alip verme, bu Turk filmi icin fazla bulundu. Garip karsiliyorum.




Bir baslangic olarak kastettigim Bistro 33'te yedigim antipasti (ya da antipasto) ; Karidesli bruschetta. Klasik bilinen bruschettanin yaninda adeta bir entrée :)  Gidince mutlaka deneyin, mukemmel.


Son olarak, 3 Aralik'ta gosterime girecek (Turkiye tarihi belli degil) Black Swan'dan bahsedip gidiyorum. Natalie Portman (balerin) ve Vincent Cassel, muthis bir gerilimde bulusmus gorunuyor. Forumlarda okudugum kadariyla , sonu buyuk surprizle bitecek bir film daha geliyor.


Tabii birde The Tourist var ; Johnny & Angelina.


Hadi bakalim bekleyelim gorelim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Gitmek, mecbur kalmaktir bazen.

Hayatin getirdiklerine baktigimizda bazen sasiririz. Kendimiz icin bekledigimiz, hayal ettigimiz bu hayat degildir. Kucukken dusledigimiz, hayalini kurdugumuz hayatin yakinindan gecmiyordur zaman. Zaman akip gitmistir, saclar beyaz, kafada dusunceler, belki birseylere sahip olmusuzdur istedigimiz ama is isten gecmistir, yorulmusuzdur artik. Elimizdekiyle mutlu muyuz degil miyiz bilemeyiz. Hayat oyle yormustur ki bizi bir bakariz mutlu olmaya vakit kalmamis, gemileri yakmisizdir.

Savasiriz, kimisinden galip geliriz, bir sonrakinde buyuk zayiat veririz onceki zaferlerimizi hatirlamayiz bile. Israrla silmeye calistigimiz gitgide lekeye donusur gecmisimizde. En buyuk dusmanimiz kendimiz olmusuzdur. Eskiden sucladigimiz hersey ve herkes gitmistir coktan, icimizdeki ofke kendimizedir aslinda. Kendimize yasattigimiz cehennemdir bizim eserimiz, ne buyuk celiskidir ki kendimizi hic sevmedigimizi goruruz baskasinin bizi cok sevmesini beklerken. Bir esyaya sahip olmak kadar basit sandigimiz bir hayata sahip olmak, o kisiyi yasamak isteriz.

Kendi senaryomuzu yazar, oyunculari secer, perdeyi acariz. Yonetmen kendimiz, basrolu tek bir kisiye veririz, bazen de oyunumuz tek kisiliktir sadece. Hayatin cok basindayizdir daha, isteklerimiz, hirslarimiz vardir, cok sey bildigimizi zannederiz, ama bilmedigimiz yukumuzun ne kadar agir oldugudur. Pesinden kostugumuz aslinda hayallerimiz degildir, zaman gecmeden anlamayiz, anlayamayiz. Zaman herseyin ilaci degil midir aslinda , herseyimizi alip goturen midir yoksa, herseyi oluruna birakan insanlarin klise lafi midir?
Geri gelmeyen zamanin ardindan baktigimizda onemli olan istedigimizi almak degil, aldiktan sonra hala onu isteyip istemedigimiz midir?

Zaman sadece gelir, gecer. Onceleri bir parcasi oldugumuz ama sona dogru karsimiza dikilen buyuk resmi goruruz, hayatimizi ,bu resmin icinde ne kadar da kucuk oldugumuzu. Basimiz ondedir, ama suclu oldugumuzdan degil, yillarin yukundendir. Dimdik basladigimiz hayat dersini vermisizdir artik. 

Mevsimler,takvimler degismistir ardarda, koskoca bir hayat bitmistir. There's just too much that time cannot erase diyebiliriz sarkida oldugu gibi ya da ''Olmaz ilac sine-i sad pareme, care bulunmaz bilirim yareme'' Namik Kemal'in dedigi gibi. Uykudan uyandiran sessizlikler vardir , vakit o vakittir artik. Yillarca ilk dugmesinden yanlis iliklemeye basladigimiz gomlegi cikarma vaktidir belki de. Hayatimiza girenleri dusunmeyi birakip, kimlerin gitmesi gerektigine karar verme vakti.

Baskalarinin yolunda yurumekten, hayatta hic ayak izi birakmadigimizi gormek uzer bizi. Hareket etmedigimiz icin zincirlerimizi farkedemedigimizdir uzuldugumuz. Hayati ileriye bakarak yasar, ancak geriye baktigimizda anlariz aslinda. Hayatta geri cekilmeyi bilmek, ne kadar zor olsa da , mecburen gitmek gerekir. Sifirdan baslamayi goze alamam derken , daha da batmamak gerekir derinlere. Gidebilmek icin yeterince kalan olmak lazım once.

Buyuk insanlarin buyuk acilar cekenler oldugunu da unutmamak gerekir derim.Ruyalari gerceklestirmenin en iyi yolu uyanmaktir zamani gelince. Gitmek oyle birden ,oyle gorkemli degil ama, sana yakistigi gibi, sessizce,usul usul.

Susmak kabullenmek degil, cevaptir anlayabilene.. Eger kisa cumleler kuruyorsa insan, uzun yorgunluklari vardır sadece. - Dylan

Asıl gitmek, gitme vakti geldiginde gitmeyi bilmektir, pisman olmadan, gonul rahatligiyla.

31 Ekim 2010 Pazar

Bilmedigimiz Saglik Hazineleri

Gun icinde tuketmemiz gereken veya aklimiza gelmeyen o kadar cok yararli besin grubu varken bizim bundan hic haberimiz yok. En ufak bir rahatsizlikta ilaclara sariliyoruz . Bilmedigimiz o kadar kucuk ama bir o kadar da onemli ayrintilar var ki. Bunlarin etkileri hem fizyolojik hem de psikolojik. Iste bazilari...

Sut bizi sakinlestirir.Halsiz ve yorgun hissediyorsaniz veya stresli bir donem geciriyorsaniz, uzmanlar sutu oneriyor.Dislere de iyi geliyor.

Psikolojik olarak cokmus veya guveninizi yitirmis bir ruh halindeyseniz fosfor kendinize olan guveninizi saglamlastiracak deniyor. Fosfor esittir balik tabiki.

Cogumuzun hemen hemen hic sevmedigi, aklimiza bile gelmeyen kereviz ve enginar.
Uzmanlar kerevizin, ic salgi bezlerini ve bobrek ustu bezlerini calistirdigini, sinir yorgunlugunu da onledigini soyluyor. Kani pisliklerinden temizliyor ve sivilcelerin gecmesini sagliyor.Karacigerin sisligini giderip onu yoran maddeleri temizliyor,sariligi gideriyor, bobrekleri calistiriyor, fazla suyu disari atiyor,bobreklerdeki kumu,tasi dokuyor. Sismanlari zayiflatiyor diyebiliriz.
Enginar, A ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor mineralleri acisindan zengin yani  karaciger , bobrek ve bagirsaklarin duzenli calismasina yardimci olur ve bobrek kumlarini doker. Sindirimi kolaylastirir,idrar sokturucudur,kandaki sekeri ayarlar, kolesterolu dusurur,vucuda dinclik verir. Beden ve zihinsel yorgunlugu giderir,kalbi ve damar sagligini korumakta da etkilidir. Hucrelerin yipranmasini engelleyerek yaslanmanin etkilerini azaltir. Sarilikta faydalidir. Romatizma sikayetlerini azaltir. İshali keser.Ter kokusunu giderir. Ates dusurucu ve istah acicidir. Daha ne olsun, burdan kereviz ve enginar sevmeyen arkadasima seslenmek istiyorum, bunlar tibbi gercekler lutfen gercekci olalim :)

Yumurta ve ciger hafizaya iyi geliyor, kirmizi biber etkili bir agri kesici oluyor,susam antioksidan(hic aklima gelmez),sabah kahvenize attiginiz ufak bir tutam tarcin dogal bir mikrop dusmani olabilir.

Kekik,kanserden koruyucu ve antiseptiktir(ozellikle agiz temizligi);anason gaz sokturucu,istah acici,sut arttirici(yeni anneler icin) ve uyku getiricidir. Rezene, gaz sokturucu ve sut arttirici, safran istah acici ve adet sokturucu (o kadar yan etkisi olan ilaci kullanirken kimin aklina gelir???), nane mide bulantisina birebir, ayva kani temizler ve carpintiyi dindirir, ahududu vucutta biriken zehirli maddelerin atilmasini saglar.

A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde iceren cevizin hem ici, hem agacinin kabuklari hem de yapraklari pek cok saglik sorununa iyi gelir. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz ici zekayi gelistirir,mideyi kuvvetlendirir,bogaz agrilarina iyi gelir,ciltteki lekeleri temizler,istah acar.

Cilek sistemi temizler, cildin en iyi dostudur,dis etlerini guclendirir,tartari onler(neden cilekli dis macunu yok ki???),ac karna yedigimiz beyaz dut bagirsak solucanlarini oldurur. (iykk)

Gunde bir elma yemek doktoru evimizden uzak tutar. Iki elma yersek, kalp ve dolasim sorunlarina karsi korunmus oluruz.

Findik,beden ve zihin yorgunlugunu giderir,vucuda kuvvet verir,nekahat devresinin cabuk gecmesini saglar.(Aksam isten cikinca adini bile hatirlamayanlara onerilir.)

Karpuz kemikleri gelistirir,kavun sinirleri yatistirir,kiraz aspirinden daha etkili bir agri kesicidir(saka gibi),kivi portakali C vitamininde ikiye katlar,potasyum zenginidir,sindirimi kolaylastirir,nar vucudu kuvvetlendirir,ishali aninda keser,kalbi kuvvetlendirir,mide, bagirsak hastaligi olanlar, kucuk cocuklar ve hamileler fazla kullanmamalidir,visne ye ye kisne,vucuda rahatlik verir, kestane ates dusurur,kansizligi giderir.

Selenyum azligi kendimizi kotu hissetmemize neden olurken, kaygili ve endiseli hatta alingan olabilirmisiz.
Fistik,ton baligi,kilinc baligi,ay cekirdegi,tahil tuketelim,kendimize iyi hissedelim.

Son olarak okurken ilginc gelen bir bilgi :)

Kayisi yapraklari derelerde baliklari sersemleterek tutmak icin kullanilirmis, balikcilara duyurulur.

19 Ekim 2010 Salı

Ne buyuk bir erdemdir

Insaniz. Hatalarimizdan, pismanliklarimizdan, yanlislarimizdan ders aldigimiz kadar insaniz. Hepimiz hata yapariz. Yanlisi yapmadan dogruyu bulamayiz.

Kimi zaman da bize yapilan hatalarla, haksizliklarla karsi karsiya kaliriz.
Bazen sucluyu nerede aramamiz, kime kizmamiz gerektigini bilemeyiz. Cunku cogu zaman kendimize kizariz. Basta hatayi kendimizde arar, bunu hakettigimizi dusunuruz. Sonra sonra agir gelir bu sucluluk duygusu. Yavas yavas kizmaya baslar, hep mi hataliyim diye sorariz.
Goz gore gore gozumuzu kapattigimizi anlariz. Nedense birseylere inandirip kendimizi, yapilan haksizliktan ote, karsimizdakini temize cikarmak isteriz. Denedigimiz zaman denendigimizin farkina variriz.

Gordugumuzde kendimize yaptigimiz haksizligi, haketmeyen icin, ya konusur ya da susariz. Belki isyan ederiz. Yapamadiklarimiz icin kendimize , aradigimizda bulamadigimiz, buldugumuzda goremedigimiz pek cok sey icin.

Belki de degmeyecegini veya bir anlam ifade etmeyecegini dusunup sabrederiz. En dogrusunu yapmak icin en dogru yeri, en dogru zamani bekleriz. Sabretmek icin sabrederiz.

Bize soylenen ne yapip edip sabretmeyi ogrenmemiz gerektigi olur, denir ki olgunlugunda bulacaktir insan sabretme gucunu.

"Biliriz ki, gokteki ayin hilalden dolunaya varmasi icin zaman gerekir." (Elif Safak)

"Suphesiz ki Allah, sabredenleri sever.  (3/146) " biliriz.


18 Ekim 2010 Pazartesi

Canlıların Anatomisi

Doktorlarin ne kadar cok sey bildigini dusunursek, bunlari her an hatirlayip acil mudahale edebilmeleri buyuk bir zeka urunudur. Tipla ilgili bilmedigimiz o kadar cok sey var ki, okudukca insan sasirmiyor degil.

Mesela;
Saglikli bir gozun ondeki aracin plakasini okuyabilecegi gorus mesafesi 20.5 m'dir. Masallah :)
Tek bir sigara icmekle vucudumuzdan 25-100 mg. C vitamini kaybederiz.
Bir devekusunun gozu beyninden buyuktur.
İnsan elinde, en yavas uzayan tirnak bas parmaginki, en hizli uzayan tirnak ise orta parmaginkidir.
Insan saci, uc kilo agirlik kaldirabilecek esnekliktedir.
Solaklar uzulmesin, kutup ayilari da solakmis :)
En ilginc olani soyluyorum simdi:
Bir yetiskinin vucudunda 206 kemik dizisi vardir bunlar iskeleti olusturur, bu sayi cocuklarda 350 kemige kadar ulasir. Ancak ergenlik donemine girerken bu kemiklerin bircogu birlesir ve kemik sayisi 206'ya kadar duser.


En buyuk saskinligi tavsanlarin atlarla genetik olarak akraba olduklarini ogrendigimde yasadim.Bkz;

Tavsanlar "kemirgen" ailesine degil, "tavsangiller" (Leporidae) ailesine aittirler ve genetik olarak atlarla akrabaliklari vardir. Sosyal hayvanlardir ve yalniz kalirlarsa depresyona girebilirler.
Korkunc bir ureme hizina sahiplerdir ve bu yuzden Avustralya’da milli felaket haline gelmislerdi (bkz. Avustralya tavsan istilasi)



Son olarak genetik yapimizla ilgili kucuk bir bilgi vermek istiyorum. Bu gercekten onemli :)
Bir baba asla zeka genlerini ogluna aktaramiyor yani erkek cocuklar genetik olarak annelerinin soyunu devam ettiriyorlarmis.
Yani babasinin oglu seklindeki ovunme tarihe karisiyor.
Sadece kiz cocuklarina %50 sansla aktarabiliyorlar.


17 Ekim 2010 Pazar

Eat Pray Love & Nandos Peri Peri

Bugun Elizabeth Gilbert'ın Ye Dua Et Sev'ine gittik. Evliliginde cok mutsuz oldugunu farkeden Liz'in (Julia Roberts) kisaca kendini bulma yolculugu.Yazarin gercek hayat hikayesiymis, gittigi yerlerde tanistigi arkadaslariyla halen gorusuyormus... Hatta Felipe'yle (Javier Bardem) evlenmis bile. Filmle ilgili yorumlar iyi olmasa da ben begendim. Tam bir pazar gunu filmi. Basit, hikaye biraz fazla uzamis hatta Liz'in arayisi biraz abartili da olsa (kendinden ve hayatindan kacmak icin dunyanin bir ucuna Bali veya Endonezya'ya gitmesi) gercek bir hikaye olmasi seyretmeye deger, en azindan cesaretin bize ne kadar uzak bir kavram oldugunu hatirlatiyor. Sabun kopugu bir film iste, daha fazlasini beklemeyin.
Cikista CKM'ye 2 dk olan Portekiz asilli Nando's ta yedik.Aslinda ismi Nando's Peri Peri. Peri peri de ne derseniz bildiginiz biber, yedigimizde vucudumuz endorfin (copy paste yaparsam; insan vücudunda ağrıyan dokularda ağrının azalması için beyin dokuları tarafından üretilen hormonlara verilen isimdir kisaca mutluluk hormonu diyelim) salgiliyormus ve guclu bir afrodizyakmis. Tavuklar güzel, fiyatlar normal. Portekiz pilavını begendim.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Ilginc bir site...

10 gun once junk'a gelen bir mail dikkatimi cekti. Subject cok ilgincti  'Kizlara mukemmel cevaplar'  :) Karsima sevgililerinden cok cektiklerini anlatan erkeklerin dertlerini paylastiklari bir site cikti. Resmen beyin firtinasi yapan yuzlerce erkek birbirlerine tavsiyelerde bulunuyor bu sitede. Butun forumlar neleri yapmalari ve yapmamalariyla ilgili. Ayrilmak mi istiyorsun, kizi kendinden nasil sogutursun? En populer kacamak cevaplar ; bakariz,farketmez.. Sevgilisinin en yakin arkadasindan hoslananlara bile oneriler var. Ve siteyi takip edenlerin sayisi gercekten saglam, al bu kilavuzu oku ogren uygula??? Paket budur isine gelirse devam, gelmezse selam :)  Erkeklerde giden gitmistir gittigi an bitmistir, kadinlarda gittin bittim sensiz bir hicim ahahhahhh :) bunlardan guzel kamyon yazisi olur.

Different strokes for different folks

Benim de bir blogum var :)
Hayatimda hic gunluk tutmadim, internet gunlugune ne kadar devam ederim bilmiyorum ama su an gayet istekliyim. Girisi uzatip "geyik" yapmak istemiyorum, let' get to the point. Bu kadar romantik bir resmin altinda yuzen baliklar yakisti mi acaba?